12 3 6 9
00 : 00 : 00 --
TCMB
USD
EUR
döviz alış
5.8253
6.5519
döviz satış
5.8358
6.5637
efektif alış
5.8212
6.5473
efektif satış
5.8446
6.5735
,
Bugün
°C   °C
Yarın
°C   °C
 

Fonksiyonel Çene Ortopedisi
252.10084033613

Fonksiyonel tedaviye Orta Avrupa ekolünde "Fonksiyonel çene ortopedisi" adı verilmektedir.

Fonksiyonel aygıtlar mandibulanın fonksiyon ve pozisyonunu değiştirerek belli bir kas grubunun kuvvetini dentisyon aracılığıyla bazal kemik kaidesine yönlendiren aygıtlardır. Genelde mandibulanın konumu sagittal ve vertikal yönde değiştirilerek kuvvetler oluşturulur. (Mandibula aşağı ve öne doğru konumlandırıldığı zaman çiğneme kasları, özellikle masseter, meadian pterygoid ve temporal kasın anterior (mandibulayı kapatır) ve posterior (mandibulayı retrakte eder) kısımları gerilmektedir. Ayrıca yumuşak doku geriliminin de kemik gelişimini stimüle ettiği bilinmektedir (1).
"Fonksiyonel tedavi"ye Orta Avrupa ekolünde "Fonksiyonel çene ortopedisi" adı verilmektedir. Fonksiyonel aygıt tedavilerinde Aygıt - pasif
Hasta - aktivdir.
Aktivatörler hem sagittal hem de vertikal yönde maksillo-mandibuler ilişkiyi düzenlemek için dizayn edilmiş aygıtlardır.
Orjinal monoblok 1902´de Fransada Pierre Robin tarafından dizayn edilmiş hareketli apareydir. Orjinal aktivatör kauçukdan yapılmıştır.
Alfred P. Rogers 1930´larda myofonksiyonel tedaviyi savunmuştur. Uygulamanın esas kısmını kaslarla gerçekleştiğini bildirmiştir. Rogers Kaslar canlı ortodontik aygıtlardır ve bu aygıtlar kullanılarak yapılmış tedavilerin retansiyona ihtiyacı yoktur´ demiştir (2).
1930´lardan beri fonksiyonel aygıtlar kullanılmaktadırlar. O günden bugüne kadar çok uzun zaman geçtiği için onların kullanımı, uygulanması ve etkileri hakkında çok miktarda araştırmalar bulunmaktadır.

ZAMANLAMA:
Fonksiyonel aygıtlar aktif büyüme periodu döneminde kullanılmaktadırlar. Çoğu araştırmacılar, orta veya geç karma dentisyon dönemini tercih etmektedirler.
Eğer hasta kooperasyonu müsade ederse daha erken de kullandırılabilir.
Çene adaptasyonu ve alveolar kemik remodelling cevabı birkaç hafta veya birkaç ay sonra alınmaktadır. Bu cevap, 12-13 yaşlardaki çocuklarda daha kısa sürede alınmaktadır.
Preadolesan ve adolesan kemikler arasındakı farkı Rigal ve Hunter araştırmışlardır. Onlara göre Pubertenin sonuna doğru kemikte öyle bir derin değişiklikler oluşmaktadır ki, bunu kelimenin tam anlamıyla Kemik Pubertesi´ adlandırmak gerekir´. Onlar kemik büyümesindeki en önemli faktörün hormonlar olduğunu belirtmişler (3).
Bazı düşüncelere göre Kl II maloklüzyonların ortodontik veya ortopedik tedavileri preadolesan dönemde daha efektif sonuç vermektedir (4). Nedenleri ise şunlardır :
1. Kraniofasiyal kompleks dokuları gençlerde adaptif değişikliklere daha uygundur.
2. Preadolesanlerde kooperasyon büyüklerle mukayesede daha iyidir.
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar göstermiştir ki, çene ortopedisi ve ağızdışı kuvvetler hem gençlerde hem de erişkinlerde önemli kraniofasiyal modifikasyonlar yapmaktadır. Fakat bu araştırmada da genç hayvanlarda oluşan değişikliklerin erişkinlerle mukayesede daha fazla olduğu görülmüştür. Burada etkili olabilecek faktörler şöyle özetlenmektedirler:
1. Kemik daha az mineralize olmuştur, o yüzden daha kolay deforme olmaktadır.
2. Sutura ve ligamanlar yaratıcı hücrelerle daha zengindirler, bu yüzden daha hızlı biyolojik cevap alınmaktadır.
3. Büyümekte olan dokular´, Büyümekte olmayan dokular´a kıyasla ortopedik kuvvetlerden daha fazla etkilenmektedirler.
Zaten buyüzden fonksiyonel aygıtların en güzel etki zamanı büyümenin en hızlı olduğu zamandır.
Björke göre, aktivatörün en çok etkili olduğu dönem süt dentisyon (4-7 yaş), ve bundan çok az farkla zayıf olduğu dönem karma dentisyon (8-12 yaş) dönemidir. Başlangıç daimi dentisyon döneminde alveolar procesin gelişimi diğer dönemlerle mukayesede daha fazla olduğu için iskeletsel yanıt daha az alınmaktadır (4).
Demek ki yukarda saydığımız aktivatör tedavisinin erken dönemde uygulanmasının nedenlerine birini daha ilave etmemiz gerekir. Bu da
4. Kl II tedavileri 2 felsefeyle yapılmaktadır:
1. Diş hareketi,
2. Yüz ortopedisi.
1. Diş hareketleriyle oklüzyonun düzeltilmesi. Bu zaman maksiller dişlerin arkaya, mandibuler dişlerin ise öne hareketi sağlanmaktadır.
2. Bazal çene kemikleri hareket ettirilmesi. Bu zaman maksillanın öne ve aşağı hareketi inhibe edilir, mandibula ise öne harekete yönledirilir. Burda diş hareketleri minimumdur ve şöyle özetlenebilir:
A. Çapraşıklığın giderilmesi,
B. Spee eğrisinin düzeltilmesi,
C. Dişlerin kendi apikal kaideleri üzerinde ideal konumda yerleştirilmesi (4).
Andresen ve Häupl (8), aktivatör kullanımını tanımlarken, aktivatörün yeni bir mandibuler konum ve buna uygun orofasiyal kas dengelenmesi sağladığını savunmuşlardır. Buradakı mantık aygıtın mandibulayı öne konumlandırması, kasların ise geriye normal pozisyona çekmeye gayret etmesidir.
Kas kuvveti akrilik kitle vasıtasıyla maksiller ve mandibuler dişler üzerine, vestibular ark yardımıyla ise maksiller keser dişler üzerine etki etmektedir. Bu zaman maksiller dişlere arkaya doğru yönelmiş kuvvet, mandibuler dişlere ise öne doğru yönelmiş kuvvet etki etmektedir ki, bu kuvvet periosteum yardımıyla kemik kaiedeye transfer edilir. Sonuç olarak maksillanın öne gelişimi engellenir, mandibula ise öne gelişime provoke edilir. Yani maksilla ve mandibula arasında hem kemik hem de dentoalveolar adaptasyon oluşmaktadır.Erken yaşlarda dentoalveolar değişikliklerin daha az olmasıdır.