12 3 6 9
00 : 00 : 00 --
TCMB
USD
EUR
döviz alış
5.5398
6.1414
döviz satış
5.5497
6.1524
efektif alış
5.5359
6.1371
efektif satış
5.5581
6.1617
,
Bugün
°C   °C
Yarın
°C   °C
 

Çocuk Dişleri (Pedodonti)  --   Fissur Örtücü (Fissur sealant)

Çocuklarda Koruyucu Tedaviler

Fissur Örtücü (Fissur sealant) Nedir?

Fissur örtücüler, arka dişler üzerindeki bu oluklara uygulanan şeffaf veya beyaz renkte sıvı şeklinde plastik esaslı maddelerdir. Diş minesine yapışarak çürük oluşumuna engel olur. Sıvı şeklinde olduğundan diş yüzeyindeki bu olukların içine tamamen akarak tutunur ve böylece diş yüzeyinden herhangi bir aşındırma işlemi yapmaksızın uygulanır ve yükseklik oluşturmaz.

Fissür Örtücüler (Sealantlar) Kimlere Uygulanır?

Fissur çürükleri çocuklarda ve gençlerde daha kolay oluşur, bu nedenle özellikle daimi dişleri yeni sürmüş çocuklara uygulanmalıdır.

Diş üzerinde herhangi bir aşındırma işlemi yapılmadığından ağrısız bir işlemdir ve sadece birkaç dakika sürer.

Bazı durumlarda ise dişin çiğneyici yüzeyinin bir kısmında çürük oluşmuştur diğer kısımlar ise sağlamdır. Bu durumda çürük olan bölgeye dolgu yapılır ve kalan sağlam fissurleri çürüğe karşı korumak için fissur örtücü uygulanır. 
 
 
Azı dişlerinin çiğneme  yüzeyinde pit ve fissür denilen girinti ve çıkıntılar vardır. Fisür örtücüler dişlerin çiğneme yüzeylerine uygulanan akıcı kıvamda sertleşen bir çeşit dolgu maddeleridirler

Fissür Örtücüler (Sealantlar) Çürüğü Nasıl Önler?

Çocuğunuz dişlerini her gün fırçalayıp diş ipi kullansa bile, dişlerin üzerindeki girinti ve çıkıntılara bu temizleme ajanları ulaşamaz.Yiyecek artıkları ve bakteriler bu girintilere yerleşip diş çürüğü oluşturma tehlikesi yaratırlar. Fissür örtücüler akışkan kıvamda oldukları için fissürlerin en derin noktasına kadar ilerlerler. Dolayısıyla fissürler tamamı ile en derin noktasına kadar kapanırissür sealantlar bu bölgeleri tıkayarak yiyecek artıkları ve bakterilerin yapışmasını imkansız kılarlar.

Fissür Örtücüler (Sealantlar) Ne Kadar Süre Ağızda Kalır?

Fissür örtücüler zamanla aşınabilir, buna rağmen yıllar sonra bile %85-90 oranında dişler üzerinde kaldığı yapılan çalışmalarla ispatlanmıştır. Diş gıcırdatma ve sert gıdaların sıkça tüketilmesi Fissür Örtücülerin daha çabuk kırılmasına ve dişlerin üzerinden düşmesine sebep olabilir. Fissür Örtücülerin diş minesine bağlanma kuvveti, uygulama sırasında ne kadar iyi olursa diş üzerinde kalma ömrü de o kadar uzun olur. İdeal Fissür Örtücü uygulamasında en etkili faktör çocuğunuzun uyumudur. Her şeye rağmen eğer Fissür Örtücü düşerse, çocuğunuzun dişi daha önce hiç Fissür Örtücü uygulanmamış bir dişten çok daha fazla çürüğe karşı dirençlidir. Fissür Örtücü düştükten sonra eğer 6 ay içersinde fark edilip tekrar uygulanırsa çürüğe karşı koruma devam edecektir. Tüm bu faydalarına rağmen çocuğunuz ağız hijyenine dikkat etmez ve rutin diş hekimi kontrollerine getirilmez ise dişlerini çürükten korumak hemen hemen imkansızdır.

Hangi Dişlere Fissür Örtücü (Sealant) Uygulanır?

Çürük riski en yüksek dişler olan 1. ve 2. büyük azı dişlerine genellikle uygulanır. Ama üzerinde girinti ve çıkıntı olan her dişe sealant uygulamak gerekir.

Fissür Örtücü (Sealant) Uygulaması Pahalı Mıdır?

Sealant uygulaması dolgu ücretinden daha ucuzdur, fakat sealant uygulanan dişin çürükten koruma etkisi göz önüne alındığında çok daha ekonomik olduğu açıktır.

Flor uygulamaları 

Günümüzde tıp bilimlerinde koruyucu hekimlik önem kazanmıştır. Diş hekimliğinde de koruyucu hekimlik denilince akla dişlerin çürümesini önlemek gelir. Dişleri çürüğe karşı dirençli bir hale getirmek için florun topikal olarak zaman zaman uygulanması gerekmektedir. 

Flor dişlerin çürümesini önleyen, dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir. Flor diş macunlarının içinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde ve sularda da bulunur. Fakat çocuklar çoğu zaman dişlerini fırçalamayı ihmal ettikleri ve içtiğimiz sularda flor elementi genellikle istenilen düzeyde olmadığı için dişlerinin çürüğe karşı direnç kazanabilmeleri için gereken yeterli floru almamış olurlar. Bu durumu bertaraf edebilmek için çeşitli diş kliniklerinde topikal flor uygulamaları yapılmaktadır.
 

Topikal flor tatbiki sadece diş hekimleri tarafından uygulanılabilen bir korunma yöntemidir. Topikal flor uygulaması özellikle dişleri çürümeye meyilli çocuklarda uygulanır. Bu sayede yeterli miktarda flor dişler üzerinde depolanır ve dişlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karşı dirençli hale gelinmiş olur. Topikal flor uygulaması gerekli durumlarda belli aralıklarla yapılırsa daha da etkili olmaktadır.
 


Flor damla veya tablet olarak da alınamaz mı?
Eczanelerde çok çeşitli flor içeren tablet veya damlalar olmakla beraber bunların sistemik olarak kullanılmaları pek uygun değildir. Ağızdan damla veya tablet olarak uzun süre kullanılan flor elementinin vücuda birikim yapabileceği, dişlerde sarı kahverengi lekelenmelere sebep olabileceğini biliyoruz. İstenmeyen etkilerinden dolayı flor sadece hekim kontrolünde ve belli sürelerle kullanılabilir. Bunun dışında kontrolsüz ve uzun süre kullanımı yan etkilerinden dolayı sakıncalıdır. 

Çocuklarınızı en geç 3 yaşından itibaren mümkün olabilirse 6 ayda bir düzenli diş hekimi takibine getirmenizin çok faydalı olacağına inanıyor ve tavsiye ediyorum. Takip edilmekte olduğunuz çocuk hekiminiz gerekli görürse size uygun doz ve sürede flor içeren ilaçlardan önerecektir.
 
Lütfen çocuk hekiminiz veya diş hekiminizin bilgisi haricinde flor kullanmayınız.
 

 

YER TUTUCULAR

Süt dişleri çürük ya da travmadan dolayı erken kaybedebilir. Eğer çocuğunuz süt dişini çürük ya da travma sonucu erken kaybetmiş ise daimi dişin süreceği yeri korumak maksatlı yer tutucu yapılmalıdır. Çocuğunuzun ileriki yaşlarında düzgün bir diş dizisine sahip olması için daimi dişin yerinin korunması gerekir.



Süt Dişlerinin Önemi

Çocuklarda 20 tane süt dişi vardır. 10 adet alt çenede 10 adet üst çenededir. Bunlara ek olarak 6 yaşında sürüp ömür boyu ağızda kalacak olan 6 yaş dişleri vardır. Süt dişlerinin altında daimi dişler vardır.

Süt dişleri daimi dişlere yaptıkları basınçla onların yukarı doğru sürmesini sağlarlar. Erken süt dişi kaybında bu basınç alta iletilmediğinden yerine gelen daimi dişin çenede yerini alması gecikir. Yüzün gelişimiyle dişler yerlerini alırken erken kaybedilen süt dişinin yerine gelecek daimi dişin yerine yanlarındaki dişler gelir ve o boşluğu kapatır.

Daimi diş sürmesi gereken yerden sürmez ise dişlerde çapraşıklık ve erken yaşlarda ortodontik problemler ortaya çıkar.

Yer Tutucular

  • Sabit
  • Hareketli olmak üzere iki tipte yapılır.


Yer Tutucuların Görevi


Çekim boşluğuna diğer dişlerin kaymasını engellemek yani daimi dişin yerini korumak, ileride oluşabilecek çapraşıklığı önler.

Özellikle ön diş kaybının çocukta oluşturacağı olumsuz etkiyi (psikolojik olarak) ortadan kaldırır.

Yer Tutucuların Bakımı

Sabit Yer Tutucu: Normal ağız ve diş bakımı yapıldığı gibi fırçalama yapılır. Sakız ve lokum gibi yapışkan yiyeceklerden uzak durmak gerekir.

Hareketli Yer Tutucu:
 Yemek yerken çıkarılması gerekir. Yemek yedikten sonra fırçalanıp ağza tekrar takılmalıdır. Özellikle okul çağı çocukları okulda yemek esnasında yer tutucularını kaybederler. Bu nedenle özel kutularını yanlarında taşımalıdırlar. Yer tutucuyu ağızdan çıkarır çıkarmaz o kutuya yerleştirmelidirler.

Kötü Alışkanlıklar

Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur.Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni,yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne rahminde, (uterus) öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır.Nitekim ender olarak yeni doğan bazı bebeklerin parmak ya da bileklerinde görülen kabarcıklar bunun bir sonucu olmaktır.

Annelerin büyük bir çoğunluğu parmak emmenin açlıktan kaynaklandığını düşünürler.Oysa bu emme %50´den %87´lere varan yüksek bir oranda beslenmeye bağlı olmayan yaygın bir davranış niteliğinde görülür.1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler.9 ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması ,bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.

Ebeveynler parmağını emen çocukların çene kemikleri ve dişleri üzerinde ki etkilerini düşünerek endişeye kapılabilir. Parmak emmenin alt ve üst dişleri geri ittiği doğrudur. Parmak emmenin dişleri ne kadar etkilediği parmak emme süresine ve en önemlisi parmağın ağızda ki duruşuna bağlıdır. Süt dişlerinde oluşan bu değişiklik 6 yaşından sonra çıkan asıl dişleri etkilemediği işaret etmektedir.unda kaybolur.Ancak parmak emme, emzik emme alışkanlığı devam edecek olursa henüz gelişmekte olan kas ve kemik yapıları üzerine basınç uygulayarak dişlerin yer değiştirmesine yol açar. Bu durumda üst ön dişler öne alt ön dişler ise geriye doğru eğilir ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Alışkanlık bırakılırsa bu açıklık kapanır ancak 3.5 yaşından sonra kalıcılık artar. Parmak emme alışkanlığı gece uyurken de deva ederse daha etkili olur ve bunun sonucunda üst çenede darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana gelir. 

Tırnak Yeme Alışkanlığı

Tırnak yemek çoğunlukla 3-4 yaşlarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocukların %33 de tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik çağına kadar sürer. Ergenlik çağında tırnak yiyen çocukların sayısı %40-45’e yükselir. Yani ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir. Bunun nedeni olarak gençlerin çevreden onay görmemeleri olarak değerlendirilir. Ayrıca tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun içinde tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir. Ergenlik çağında sosyal onay görenlerin çoğu bu alışkanlığı terk etmektedir.

Tırnak yemek bazen ayak parmaklarını ısırmakla ve ayak tırnaklarını el parmaklarıyla yakalama ile ilişkili görülmektedir. Ayak parmağı tırnağının yenilmesi ve ısırılması hemen hemen sadece kızlarda görülmektedir.


Tırnak yeme alışkanlığının sebepleri    

Bu davranışın altında yatan sebepler parmak emmede olduğu gibi çoğunlukla psikolojik rahatsızlıklardır.

Alışkanlık daha çok baskı altına alınmış heyecanların ilgilendiği durumlarla olup, çocuk bunun arzu edilmeyen bir davranış ve alışkanlık olduğunu anlayınca kökleşmekte olduğu görülmektedir.

Tırnak yemek bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir.

Anne babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar arasında kıskançlığa yol açar. Bu da dolaylı şekilde kendini tırnak yeme olarak gösterir.

Tırnak yemek daha önce belirttiğimiz gibi taklit yoluyla da edinilebilen bir davranıştır. Ailede herhangi bir bireyin tırnak yeme davranışı göstermesi doğal olarak çocuğun ilgisini çekecektir. Ayrıca tırnak yeme davranışı olaylara bağlı olarak gelişebilmektedir. Çocuğu tedirgin eden herhangi bir olay veya çevrede onun için hoşnutsuzluk yaratacak herhangi bir durum bu davranışı göstermesine yol açar.

Tırnak Yeme Tedavisinde alınabilecek önlemler

  • En etkili yöntem 3-4 yaşlarına kadar bu alışkanlığın anne baba tarafından görmezlikten gelinmesidir. Daha sonra bu alışkanlık devam ederse;
  • Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılmalı ve bunlar saptanarak çözüm getirilmeli
  • Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.
  • Çocukları korku kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir.
  • Küçük çocukların kaygı korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.
  • Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eski hafif eldivenleri giydirmek. Çocuk gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir.
  • Parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir.
  • Çocukların ilgisi başka yöne çekilebilir. Sinema, televizyon izlerken veya radyo dinlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin ve ısırmanın yerine gelecek bir etkinlik olabilir.
  • Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.
  • Tırnak derin kesilebilir. Çocuğun kendi tırnak bakımıyla uğraşması da yararlı olabilir. Bunun içinde çocuğa manikür ve pedikür malzemeleri alınabilir.

Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır. Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir. Çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır.