12 3 6 9
00 : 00 : 00 --
TCMB
USD
EUR
döviz alış
5.3141
6.0263
döviz satış
5.3236
6.0371
efektif alış
5.3103
6.0221
efektif satış
5.3316
6.0462
Mugla, Turkey
Bugün
2°C   1°C
Clear
Yarın
10°C   4°C
Rain
 

300

ÖLÜDENİZ (BLUE LAGOON):
Yüzme ve su sporları için kristal berraklığında turkuvaz renkli denizi, bembeyaz kumsalı ve gökyüzünden hiç eksik olmayan güneşi ile dünyanın gözdesi Ölüdeniz’i keşfedin...
Durgun suyu ve korunaklı yapısıyla Ölü bir denize benzeyen lagün, Kumburnu Ulusal Parkı ve Belcekız Plajı size kolayca doyamayacağınız doğal bir cennet manzarası içinde tatil olanağı sunuyor.Fethiye’den Ölüdeniz’e çamlar arasından giden yol 14 km. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir. Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici tukuazı zenginleştirir. Belcekız adı da bir efsaneye dayanıyor. Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış. Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görür. Görür görmez de vurulur. Kızın yüreğine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider. Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir. Böylece görüşür, sevişirler. Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar. Genç, babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler. İhtiyar kurt ise oğlunun gönül macerasını bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır. Dalgalarla birlikte kavga da büyür baba oğul arasında. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene yapışır ki durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmektedir. Oğlan orada ölür. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini kayalardan atıp ölür. İşte o gün bu gündür kızın öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz denir. Günün ilerleyişine göre rengi değişip duran deniz belki de bir oğlana bir kıza yanmaktadır.
Ölüdeniz´de yeterli otel ve lokanta bulacaksınız. Kumsalda şemsiye kiralanıyor. Büfeler de var.

ÇALIŞ :
[ÇALIŞ] Fethiye ilçe merkezinden 5 km uzaklıktaki Çalış Plajı, yörenin en önemli konaklama ve eğlence merkezlerinden birisidir. Hemen karşısında, Fethiye Limanının giriş kapısı sayılabilecek Şövalye Adası yer alır. Çalış Plajı’na Belediye otobüsleri ve dolmuşların yanı sıra, küçük dolmuş tekneleri ile denizden de ulaşım olanağının bulunması, tatilcilere büyük kolaylık sağlamaktadır. Sıcak yaz günlerinin serin akşamları, tatillerinde Çalış’ta konaklamayı seçenlerin ayrıcalığıdır Caretta caretta kaplumbağalarının en önemli yuvalama bölgelerinden biri olan Çalış Plajı, bugüne kadar 219 türün tespit edildiği, Çalış Doğa Parkı-Kuş cennetini de kapsıyor.. Akdeniz’de en romantik gün batımının izlendiği, Yörük Çadırında, yöresel kültürün yaşatıldığı, zevkli bir tatil için bütün seçeneklerin sunulduğu, yerli ve yabancı konukları ağırlayacak tüm olanaklara sahip bir merkez konumunda…

Eğer su sporları, özellikle de wind-surf, tatilinizde vazgeçemeyeceğiniz alışkanlıklarınızın arasındaysa, Çalış sizin için en ideal seçim olmalı... İyi bir plaj keyfi için aradığınız her şey; güneş, kum ve deniz, yöre insanının sıcak konukseverliği, iyi bir hizmet ve eğlenceyle, Çalış’ta unutulmaz bir tatile dönüşüyor. (Çalış Plajının hemen arkasında yer alan bölge, Fethiye turizminin konaklama kapasitesinin yaklaşık 7.500 yataklık bölümünü kapsar. Çeşitli standartlarda, irili ufaklı konaklama tesisleri, restoran ve barlar ile alışveriş merkezleri, turizmin bütün gereksinimlerini karşılayacak biçimde hazırlamıştır. 3 km uzaklıktaki Günlükbaşı yerleşimi ve Plajın uzantısında yer alan Kargı ve Yanıklar Köyleri de çeşitli standartlardaki pansiyon, otel ve tatil köyleri ile konaklama ve diğer turizm hizmetleri için alternatifler sunmaktadır.)

GÖCEK :
[göcek fethiye] Göcek, Dalaman Havalimanına yalnızca 25 km uzaklıkta. Bölgedeki turizm merkezleri arasında havalimanına en yakın olanı... Bu özelliği ile, hafta sonu tatilleri için de ideal bir seçenek. Çeşitli standartlardaki konaklama tesisleri ve pansiyonlardan yıl boyunca yararlanmak mümkün. Göcek’in sıcak ve konuksever insanları Fethiye ve çevresini karadan ve denizden keşfetmek isteyenleri bekliyor. Fethiye’nin batısına doğru yol aldığınızda, ağaçların ardında denizi görürsünüz. Doğal bir yat limanı görünümündeki Göcek’te denizin kardeşliği, her dilden ve her ülkeden yat meraklılarını bir araya getiriyor. Komşu teknede paylaşılan bir fincan kahvenin, kurulan en sıcak dostlukların limanıdır Göcek. Fethiye Körfezindeki Göcek koylarında özgürlüğün mavi rengi, şair Orhan Veli’nin dizelerini anımsatır size... Yelken ol Kürek ol Dümen ol Balık ol Git gidebildiğin yere... Göcek ve çevresi antik dönemlerde Daidalos olarak adlandırılmış. Bu ismi mitolojide ilk uçan insan İkarus’un yaratıcısı mimar Daidalos’dan aldığına inanılıyor. Strabo’nun ve Heredot’un tarihlerinde Daidalos’un Likya’nın bir liman kenti olduğundan söz ediliyor. Ne yazık ki, antik dönemlerdeki depremler sonunda tamamen yıkılan bu kentten günümüze kalan pek bir şey yok... Fethiye – Muğla Karayolunun 25. Km sinde İnlice köyünün çıkışında görebileceğiniz tapınak tipli bir kaya mezarı, kentin ulaştığı sınırlar konusunda bir fikir veriyor. Fethiye Körfezinde, Göcek’in çevresinde sıralanan koylar ve adalar mavi yolculara zevkli bir doğa ve tarih yolculuğu sunuyor. Üzerinde geçmiş dönemlerin kalıntılarını taşıyan bu adalar ve koylar sanatçıların da ilham kaynağı... Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir balığın resmini çizdiği kayanın bulunduğu Taşyaka Koyu, Manastır Koyundaki Mısırlı Kraliçe Kleopatra’ya ithaf edilen batık hamam, Tersane Adasının yaz ve kış limanları, Kapı – Göbün Koyu, Sarsala, Boynuzbükü , Yassıca Adaları, Göcek Adası ve diğerleri, Fethiye Körfezinin görülmeye değer güzelliklerinden bazıları...

KELEBEKLER VADİSİ:
Pieri Rapos, Euglapia Quadripunctia, Danaus Chtsippus ve diğerleri. Derin bir vadinin tabanında yer alan Kelebekler vadisi Fethiye’nin en güzel koylarından birisi... Vadide İlkbahar aylarından başlayarak yılın büyük bölümünde Jersey Tiger (kaplan Kelebekleri) nin de aralarında olduğu 40 dan fazla tür kelebeği gözlemlemek mümkün. Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995’in 8 Şubat’ında 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor. Önce bunu fark edemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor. Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz. Gece isteyen uyku tulumuyla bir köşede uyuyabilir, istemezseniz geldiğiniz tekne ile geri döneceksiniz. Burada konaklama tesisi yok. Kumsalda bir kır lokantası kuruluyor yazları. Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda söz ettiğimiz manzarayı görecekler.

KAYAKÖY :
Tarihi Fethiye Kalesinin arkasından güneye doğru giden dağ yolunu izlerseniz, 7 km ötede Anadolulu Rumların 1922 yılına kadar yaşadıkları büyüleyici bir yerleşim yerine ulaşırsınız. Geçmişte Kaya Köyü, “Levissi” olarak isimlendirilmişti. 1922 yılında iki ülke arasında yapılan bir nüfus değişimi anlaşması gereği, Trakyalı Türkler ve Anadolulu Rumlar karşılıklı olarak yer değiştirmişler, ancak bu bölgeye gelen Trakyalı göçmenler çevre koşullarına uyum sağlayamadıkları için, köyü kısa sürede terk etmişlerdi. Kaya Köyü, 1923 yılından buyana terkedilmiş bir “hayalet kent” görüntüsüyle ziyaretçilerini ağırlıyor.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ve Türkiye Mimarlar Odası tarafından yürütülen bir proje kapsamında, köyün iki büyük kilisesi, bir okul ve birkaç konutun restorasyonu için 2000 yılı yazında çalışmalar başlatıldı. Binlerce terk edilmiş konutun yanında, kiliseleri, şapelleri, okulları çeşmeleri, iş atölyeleri, hastanesi ve kütüphanesiyle Kaya Köyünün restorasyondan sonra bir kültür varlığı olarak korunması ve uluslar arası “dostluk ve barış köyü” olarak kullanılması için her kesimden sıcak destek geliyor.
Fethiye’nin dağları ve ormanlarının hemen hepsi, muhteşem görüntüler içinde bozulmamış, doğal koruma ortamında, zengin bir kültür, flora ve fauna çeşitliliği sunuyor.

Yüzyıllardır yaşanan bir gelenek olan yayla göçleri, günümüzde de sürüp gidiyor. Göçebe ve yarı – göçebe yöre halkı sıcak yaz aylarını sahildeki yerleşimler yerine, yükseklerdeki serin yaylalarda geçirmeleri, bölgedeki kültürel yapının çeşitliliğinin güzel bir örneği...

Kaya Halısı: Yüzyıllardır el tezgahlarında göz nuru, el emeği ile dokunan Kaya Köyünün halıları, özellikle özgün desenleri, renkleri ve kök boyası tekniği ile ilgi çekiyor. Dastar: Üzümlü Köyüne özgü bir el dokuması sanatı ürünü olan dastar, pamuklu iplikten düz ya da beyaz üzerine beyaz desenli olarak geleneksel tezgahlarda dokunuyor. Dastar kumaşından hazırlanan çeşitli ürünleri, Fethiye’nin her yerindeki alışveriş merkezlerinde bulmak mümkün.

Kilim: Özellikle heybe ve yaygı olarak kullanılan, yöreye özgü çizgilere sahip Kilimler, Fethiye’nin Seydiler, Atlıdere, Karaçulha ve Eldirek Köylerinde geleneksel yöntemlerle ve el tezgahlarında dokunuyor.
Kolan: İnce ve uzun kuşaklar biçiminde çeşitli renk ve desenlerde dokunan Kolan dokumacılığı da Fethiye bölgesine özgü kültürel öğeler taşıyan bir el sanatı .

Fethiye’den yaklaşık 80 km uzaklıkta Toros Dağlarının üzerindeki Seki ve Girdev Yaylaları, atları ve Ardıç Ağaçlarıyla muhteşem görüntülere sahip. Boğalar Köyünde yayla kültürünün ilginç örneklerinin sergilendiği “Yörük Müzesi” ise gerçekten görülmeye değer...

Fethiye’de keyifli bir tatil geçirmeniz için kamu ve yerel yönetimler ile sivil kuruluşlarımızın hizmetlerinden yararlanabilirsiniz.

SAKLIKENT :
Saklıkent, Fethiye’nin hemen arkasında, yüksek Toros Dağlarından gelen coşkun suların aşındırması ile oluşan bir doğal güzellik. Sıcak yaz günlerinde kanyonda sular içinde yapacağınız bir yürüyüşle serinleyecek, yöre mutfağından örneklerin ve taze alabalıkların sunulduğu restoranlarda yemek keyfini yaşayacaksınız. 300 mt derinliğinde ve 18 km uzunluğundaki kanyon, fotoğraf meraklılarının da gözdesi. Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 km sonra Tlos’a, 21 km sonra da Saklıkent’e ulaşılıyor. Kayadibi köyünü geçiyor ve kanyon girişine çıkıyorsunuz. Girişde aracınızı bırakıyorsunuz.
Kanyon girişi için ücret ödeyeceksiniz. Eşen çayı, kanyonun 100 m. içinde patlayarak çıkıyor yeryüzüne. Çay yaz-kış öylesine deli akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün değil. Çayın üzerine kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulmuş. İskeleden tek sıra ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz. Dilerseniz buz gibi suyu aşarak karşı kıyıya geçip , kanyonun derinliklerine doğru ilerleyebilirsiniz. Suyun dibi çakıllı taşlı olduğundan lastik ya da bez ayakkabınızı yanınıza almayı unutmayın.
Kanyon kimi zaman daralarak, kimi zaman engebeli bir biçimde 18 km sürüyor. Sonuna kadar gitmek zor. Yazın sıcak günlerindeki serinlik hoş ama rutubet öylesine fazla ki. Yürüyüş uzadıkça keyfi kaçıyor. En iyisi birkaç yüz metre gidip dönmek.

HİSARÖNÜ - OVACIK :
Ölüdeniz’in muhteşem güzelliğine ulaşmak için yapacağınız yolculuk, size tatil için iki özel seçenek daha sunuyor. Ovacık ve Hisarönü köyleri...
Ölüdeniz’e 4 km uzaklıktaki Ovacık ve Hisarönü, sıcak yaz günlerinde çam ormanlarıyla kaplı Babadağ’ın tatlı esintisini hissederken, konaklayabileceğiniz, eğlenebileceğiniz ve dinlenebileceğiniz iki şirin köy. Otelleri, restoranları, barları, eğlence, alışveriş merkezleri ve sıcak, konuksever insanları ile Ovacık ve Hisarönü, aynı zamanda Likya Yolunda trekking yapanların da tatillerinin başlangıç noktası. Ovacık, Hisarönü ve Ölüdeniz bölgesi toplam 20.000 yatak kapasitesine sahip. 1. Sınıf tatil köylerinden, küçük aile pansiyonu işletmeleri ve kampinglere kadar, aradığınız her standartta konaklama olanağı bulabilirsiniz Yaklaşık 10.000 tür bitkinin yer aldığı Akdeniz florasının en güzel örneklerini ve 49 endemik türü barındıran, 1.975 mt yüksekliğindeki Babadağ, aynı zamanda yamaç paraşütü sporu yapanların da dünyada en çok keyif aldıkları atlayış merkezi konumunda... Gökyüzünde bir kuş gibi süzülen paraşütlerin yolculukları, Belceğiz Plajının beyaz, yumuşak kumlarında son bulurken, yalnızca atlayış yapanlar değil, izleyenler için de gerçek bir serüvene dönüşüyor.